Türkiye İhracatçılar Meclisi, Türk ihracatçısının son 6 yılda rekabetçilik kasındaki kaybı ihracatı sırtlayan 9 sektör üzerinden yaptığı detaylı bir çalışmayla ortaya koydu.
Türkiye’nin küresel ihracattan aldığı pay 5 yıl sonra yüzde 1’in altına geriledi.
PwC Türkiye iş birliğinde dokuz sektörü mercek altına alan TİM, “İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi” başlıklı raporun sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı.
TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin verdiği bilgilere göre; 2019-2025 döneminde Türkiye’de ortalama yıllık enflasyonun yüzde 38 civarındayken, karşılaştırma yapılan rakip ülkelerin hepsinde ortalama enflasyon tek hanelerde kaldı. Ortalama enflasyonu yüzde 8’in üzerine çıkan ülke yok. Gültepe; “İşte bu ayrışma doğrudan ihracatçının maliyetine eklendi” tespitinde bulundu.
“2019’dan bu yana asgari ücret yüzde 1290, hammadde ve ara malı fiyatları yüzde 1250, enerji fiyatları yüzde 1490 arttı” diyen Gültepe, “Aynı dönemde dolar kurundaki artış ise yüzde 860’ta kaldı. Kur aynı hızda yükselmediği için dolar bazında enerji fiyatlarında yüzde 74, asgari ücrette yüzde 51, genel maliyetlerde yüzde 55 artış oldu” diyerek ihracatçının içinde bulunduğu açmazı özetledi.
İhracatçının rekabette kan kaybettiğini, ihraç pazarlarını korumak için maliyetine hatta zaman zaman zararına ihracat yaptığını Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe ve ihracatçı birlikleri başkanları son 6 yıldır her platformda dile getiriyorlar.
Dezenflasyon programı uygulayan hükümet dövizi frenlerken, farklı enstrümanlarla ihracatçının rekabetçiliğine katkı sağlıyor. 1 Ekim 2026 öncesinde yüzde 3 olarak uygulanan döviz dönüşüm desteği, politika faizinin altında ihracatçıya sunulan reeskont kredileri, 2026 yılında 45 milyar TL olan ihracat destekleri bunlardan bazıları.
Mevcut tablodan ihracatçının mutlu olmadığı net bir şekilde ortada. TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Türk ihracatçısının Uzakdoğulu rakiplerine göre yüzde 50-60, Mısır’a göre yüzde 40, Portekiz ve Polonya gili Avrupalı rakiplerine göre yüzde 20 pahalı duruma düştüğünün altını çiziyor.
“İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi” isimli rapor Türk ihracatçısının karşı karşıya kaldığı ekonomik güçlükleri ortaya koydu.
TİM’in PwC Türkiye iş birliğiyle hazırladığı “İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi” başlıklı raporda, otomotiv, kimya, makine, elektrik elektronik, tekstil, hazır giyim, çelik, demir dışı metaller ve mobilya olmak üzere imalat sanayindeki dokuz sektör mercek altına alındı.
İncelenen sektörler 2025’te 166 milyar dolar ihracata imza atmıştı. Bu rakam Türkiye’nin toplam mal ihracatının yüzde 70’ine tekabül ediyor.
İncelenen 9 sektörün tamamında maliyet yapısının rakip ülkelerle Türkiye arasındaki makroekonomik ayrışma öne çıkan başlık oldu.
Türk ihracatçısının fiyatlama kabiliyetimizin zayıflamasının, beraberinde pazar kayıplarını getirdiği ortaya konuldu.
Raporu kamuoyuyle paylaşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe; “Rakiplerle enflasyon ve maliyette ayrıştık, rekabetçilik yarışında geri düştük” mesajı verdi.
Türkiye’de maliyet yapısındaki bozulmanın yan etkilerini de dillendiren Gültepe; “Küresel ticarette iddialı olabilmemiz için teknolojiye, AR-GE’ye, inovasyona, ikiz dönüşüme, tasarıma ve markalaşmaya daha fazla kaynak ayırmamız gerekiyor. Ancak dönüşümün ön koşulu fiyat rekabetçiliği. Pazar kaybeden firma, dönüşüme kaynak ayıramaz” uyarısında bulundu.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, enflasyon ve maliyetlerde rakip ülkelerle ayrışmanın ihracatçıyı rekabetçilik yarışında geri düşürdüğünün altını çiziyor. Gültepe, “Pazar kaybeden firma, dönüşüme kaynak ayıramaz. Fiyat rekabetçiliğinde son yıllarda yaşanan aşınma, ihracatın geleceği için stratejik bir soruna dönüşme riski taşıyor” dedi.
Üretim Kapasitemizi Küresel Rekabet Gücüne Dönüştüremiyoruz
“Rapor masa başında değil sahada hazırlandı. Dokuz sektörde, 200’den fazla ürün grubunu değerlendirdik. Her sektörle ayrı ayrı çalıştaylar düzenledik. 20’den fazla rakip ülkenin verileri üzerinden karşılaştırma yaptık” diyerek çalışmanın boyutlarını ortaya koyan TİM Başkanı Mustafa Gültepe sözlerine şöyle devam etti: “Maliyetler, verimlilik ve teknoloji kapasiteleri, lojistik imkânları, teşvikler, insan kaynağı, sanayi ve ticaret politikalarında artıları ve eksileri ortaya koyduk. Bu parametrelerin birçoğunda iyi bir yerdeyiz. Üretim kapasitemiz hâlâ çok güçlü. İhracat tecrübemiz var. Avrupa’ya ve Orta Doğu’ya yakınız. Esnek üretim ve hızlı teslimat kapasitesine sahibiz. Lojistikte ve navlun maliyetlerinde kısmen avantajlıyız. Ancak bu avantajlarımıza rağmen üretim kapasitemizi küresel rekabet gücüne dönüştüremiyoruz. Çünkü yıllardır üstüne basa basa söylediğimiz gibi sorunun temelinde maliyetler var. Rapor, dışarıdan bir gözle sorunun nereden kaynaklandığını net bir şekilde gösteriyor.”
Küresel İhracattan Aldığımız Pay Yüzde 1’in Altına Geriledi
Sektörler bazında dolar bazında yaşanan üretim maliyet artışlarını da paylaşan Gültepe, “Ülkemizde bir makine ürününün dolar bazında üretim maliyeti 2022’ye göre yüzde 60 arttı. Bu oran hazır giyimde yüzde 58 mobilyada ise yüzde 55 oldu. Rakip ülkelerde daha istikrarlı seyreden maliyet yapısı Türkiye’de bozuldu. İncelediğimiz bütün sektörlerde maliyet yapımız ve rakip ülkelerle aramızdaki makroekonomik ayrışma öne çıkan başlık oldu. Fiyatlama kabiliyetimizin zayıflaması, beraberinde pazar kayıplarını getirdi. Küresel ihracattan aldığımız pay, iki yılda yüzde 1,08’den yüzde 0,98’e geriledi” ifadelerini kullandı.
İhraç pazarlarındaki kaybın, kapasiteye ve istihdama da yansıdığı bilgisini veren TİM Başkanı Mustafa Gültepe, imalat sanayinde sigortalı çalışan sayısının dört yılda 480 bin azaldığına dikkati çekti.
Bugün Rekabet Edemezsek Yarına Yatırım Yapamayız
Mustafa Gültepe, rekabetçilikte yaşanan sorunun ihracatın geleceğini de yakından ilgilendirdiğinin altını çiziyor.
Küresel ticarette iddialı olabilmemiz için teknolojiye, Ar-Ge’ye, inovasyona, ikiz dönüşüme, tasarıma ve markalaşmaya daha fazla kaynak ayırmak gerektiğini vurgulayan Gültepe, şunları söyledi:
“Dönüşümün ön koşulu fiyat rekabetçiliği. İhracatçının bütün bu alanlara yatırım yapabilmesi için önce pazarlarda güçlü olması gerekiyor. Pazar kaybeden firma, dönüşüme kaynak ayıramaz. Bugün rekabet edemezsek yarına yatırım yapamayız. Fiyat rekabetçiliğinde son yıllarda yaşanan aşınma, ihracatın geleceği için stratejik bir soruna dönüşme riski taşıyor. Dolayısıyla, rekabetçiliği önceleyen politikalara ihtiyacımız var. Rekabetçiliğimizi yeniden güçlendirmek için bir yol haritası niteliğindeki rapor, dokuz sektör için 189 politika adımı öneriyor. Raporda sektörlere özel spesifik öneriler yer alıyor. Hedef pazarlarda kalıcı konum elde edilmesi, desteklerin katma değer ve performans temelinde yapılandırılması, Ar-Ge, ürün geliştirme ve inovasyona daha fazla destek ve Avrupa Birliği (AB) ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ise tüm sektörlerin ortaklaştığı başlıklar olarak öne çıkıyor.”
Mustafa Gültepe, Türkiye’nin üretim potansiyeline, 160 bini aşkın üyesi bulunan büyük ihracat ailesine güvendiğini, üç dört yıl önceki rekabet koşullarının sağlanması halinde yıllık çift haneli artışlarla orta ve uzun vadeli hedeflere emin adımlarla yürüyebileceklerini sözlerine ekledi.




































































