50 milyon dolardan 390 milyar dolara uzanan bir başarı hikayesi.
Cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında tarım ürünleri ağırlıklı 50 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, Cumhuriyetimizin 102. Yaşında 390 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatına ulaştı.
Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 102. Yıldönümü nedeniyle yayınladığı mesajda, Türkiye’nin 102 yıllık ihracat yolculuğu hakkında kıymetli bilgiler paylaştı.
Türkiye, 102 yıllık yolculukta üreticilerimizin gayreti, ihracatçılarımızın girişimciliği ve cesareti sayesinde önemli yol kat etti.
Cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında tarım ürünleri ağırlıklı bir ihracat yapısına sahip olan Türkiye ekonomisi, bugün otomotivden beyaz eşyaya, savunma sanayiinden yazılıma uzanan geniş ve katma değerli bir ihracat yelpazesine ulaşmış durumda.
Özellikle 1980 sonrasında Rahmetli Turgut Özal’ın ortaya koyduğu “İhracata Dayalı Büyüme Modeli” Türk ihracatçısının önünü açtı.
Numuneleri elinde tüm dünyayı gezen ihracatçılar, 1980 yılında dünya ihracatından yüzde 0,38 pay alıyorken, 2002 yılında yüzde 0,55’e ulaştı. Türkiye günümüzde dünya ihracatından aldığı payı yüzde 1,07’ye ulaştırdı.
Ticaret Bakanı Prof. Dr Ömer Bolat bu yükselişi; “Bu büyük başarı, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına güçlü bir ihracat vizyonu ve kararlılıkla adım atan Türkiye’nin, üretim gücü, ihracat kapasitesi ve rekabetçi ekonomisiyle dünya sahnesindeki yerini daha da sağlamlaştırdığının en somut göstergesidir” diyerek tanımlıyor.
Başarıları dillendirirken gördüklerimizi de dillendirmemiz gerekiyor. Türk ihracatçısı son 3 yılda yüksek enflasyon, düşük döviz kuru nedeniyle ihracatta artış hızı fren yapmış durumda.
Bir önceki orta vadeli istikrar programında 2025 yılı sonu için 280 milyar dolar olan ihracat hedefi, son OVP’de 273 milyar dolara çekildi. Son iki OVP’de ihracat hedefleri hep aşağı yönlü revize ediliyor.
Türkiye enflasyonda tek hanelere ulaştığında ihracatta iki haneli artışları sağlayacak ihracatçı ordumuzun bu süreçten kayıpsız çıkmış olmasını temenni ediyoruz.
Türk ihracatçısı “İşimiz Üretim Gücümüz İhracat” mottosuyla tüm güçlüklere rağmen üretmeye ve ihracat yapmaya devam ediyor.
Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye, 1973 yılında, bir yılda 1 milyar dolar ihracat yapılabilirken, 1987’de bu başarı bir ayda, 2013’ten itibaren ise bir günde gerçekleştirilebilir hale gelmiş. Bugün ise günlük ihracatımız zaman zaman 2 milyar dolara ulaşıyor.
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında yalnızca 24 ülkeye ve 30 fasılda yapılan ihracat, bugün 224 ülke ve gümrük bölgesine, tüm fasıllara ve 12.806 farklı ürüne yayılmış durumda. Bu da Türkiye’nin üretim ve ihracat gücünün bir başka göstergesi.
İhracattaki gelişimin en güzel göstergelerinden birisi de Türkiye 2024 yılında tam 53 ülkeye 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdi.
31 ilimizin yıllık ihracatı 1 milyar doları aşarken, ihracatçı firma sayısı 180.396’ya yükseldi.
1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirilen fasıl sayısı da 53’e ulaştı.
Türkiye, Avrupa Birliği’nin toplam ithalatından 2002 yılında yüzde 2,2 pay alıyorken, 2024 yılı itibarıyla tüm zamanların en yüksek seviyesi olan yüzde 4’e ulaştı. AB’ye son 1 yıllık dönemde 115 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Bu da Türk ürünlerini gelişmiş ülkelerin tercih ettiği güvenilir, istikrarlı ve güçlü bir ticaret ortağı konumunda olduğuna işaret ediyor.
Türk ihracatçısı, dünyada artan rekabet ve pek çok alanda ortaya çıkan teknolojik dönüşüme de uyum sağlamakta ve ekonomimizin teknoloji düzeyini yükseltmek için büyük çaba sarf ediyor.
İhracatçılarımızın bu gayretlerinin sonucunda, 2002 yılında yüzde 30,4 olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının toplam imalat sanayi ihracatımız içindeki payı, 2025 yılının ilk 9 ayında yüzde 42,6’ya yükseldi.
Dış ticaretimizdeki bu olumlu gelişmelerin, ülkemizin büyümesinde de itici güç olduğunu gözlemliyoruz.
1980-2002 döneminde dünya ekonomisi yüzde 3,1 oranında büyürken Türkiye ekonomisi 0,8 puan fazla ile yüzde 3,9 oranında büyüdü.
2003-2024 döneminde ise dünya ekonomisindeki büyüme hızı yüzde 3,6 gerçekleşirken, Türkiye ekonomisi dünya ortalamasına göre ise 1,9 puan daha hızlı büyüme gösterdi.
2002-2024 döneminde Gayri Safi Yurt İçi Hasıla reel olarak yüzde 216 oranında arttı. 2002 yılında 238,7 milyar dolar olan milli gelir 2024 yılında 1 trilyon 358 milyar dolara, kişi başına gelir ise 3.616 dolardan 15.325 dolara yükseldi.
Sayıları bugü 180 bini aşan ihracatçılarımız yüksek enflasyon, düşük döviz kuru nedeniyle potansiyellerinin altında bir performans gösteriyor.
Türkiye, yatırım yapılabilir ülke sınıfına gireceği bir kredi notunu alabilecek güven iklimini dünyaya gösterdiği takdirde 500 milyar dolarlık ihracatın kapısını 5 yıllık vadede aralayacaktır.
Daha kısa vadede ihracatçıyı rahatlatacak önlemler; TCMB’nin döviz dönüşümünde ihracatçılara sağladığı yüzde 3’lük avantajın yüzde 10’a çıkarılması, Reeskont kredilerinde günlük 4,5 milyar TL’lik limitin 6 milyar TL’ye yükseltilmesi gibi düzenlemeler, sektörün finansal dayanıklılığını güçlendirecek, ihracatın ivmesini artıracaktır. Bu çerçevede ihracatçının hükümetten beklentileri; finansman, lojistik, yeşil dönüşüm, yeni pazarlar ve insan kaynağına yönelik yapısal destekler etrafında şekillenmektedir.
İhracatçılar, öncelikli olarak finansmana erişimin kolaylaştırılmasını ve kredi maliyetlerinin düşürülmesini talep ediyor. Eximbank kaynaklarının güçlendirilmesi, reeskont kredilerinde vadelerin uzatılması ve döviz kazandırıcı faaliyetlerde kullanılan kredilerde teminat şartlarının esnetilmesi, kısa vadede sektörün elini rahatlatacaktır. Lojistik alanında ise demiryolu ve denizyolu taşımacılığının güçlendirilmesi ve gümrük işlemlerinin dijitalleşmesi, ihracatçının rekabet gücünü artıracak adımlar olarak öne çıkmaktadır.
Yeşil dönüşüm kapsamında, Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sürecinde karbon ayak izi ölçüm sistemleri, yenilenebilir enerji yatırımları ve çevre dostu üretim teknolojilerine yönelik teşviklerin yaygınlaştırılması bekleniyor.
İhracat pazarlarının çeşitlendirilmesi için ticaret heyetleri, fuar destekleri ve dijital ihracat platformlarının güçlendirilmesi yönündeki politikalar, yeni nesil ticaret vizyonunun temel unsurları arasında yer almalıdır.
İnsan kaynağı boyutunda ise ihracat departmanlarında görev alacak nitelikli gençlerin yetiştirilmesi, mesleki eğitim programlarına devlet katkısı sağlanması ve üniversite-sanayi iş birliğinin artırılması, ihracatın sürdürülebilir büyümesi açısından stratejik önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, Türkiye’nin ihracatta kalıcı bir sıçrama yakalayabilmesi, yalnızca üretim gücüne değil; aynı zamanda finansman, lojistik, enerji, eğitim ve sürdürülebilirlik eksenlerinde oluşturulacak bütüncül destek politikalarına bağlıdır.
Küresel ticarette rekabet koşulları hızla değişirken, ihracatçının önünü görebileceği bir ekonomik ortam yaratmak, üretimden pazarlamaya kadar tüm zinciri güçlendirecektir.
İstikrarlı bir döviz politikası, düşük maliyetli finansman kaynakları ve yeşil dönüşüme yönelik teşviklerle desteklenen bir ekonomi modeli, Türkiye’yi beş yıllık vadede 500 milyar dolarlık ihracat hedefine bir adım daha yaklaştıracaktır.




























































