Türkiye İstatistik Kurumu, Sanayi Üretim Endeksi’yle Türk sanayisinin nabzını tutuyor. Her ay ekonomi kurmaylarının ve ekonomistlerin dikkatle takip ettiği endekslerden biri konumunda. Ekonomiyle ilgili kelam eden herkes Türk ekonomisinin üreterek ve ihracat yaparak büyümesi gerektiğinin altını çiziyor. Ancak, gerçekleşmeler bu söylemlerin aksine gelişiyor.
2025 yılında Türk ekonomisi yüzde 3,6 büyüdü.
Sanayi sektöründeki büyüme 2,9 ile ortalamanın altında kaldı. Türk sanayisinin Gayri Safi Milli Hasıladan aldığı pay yüzde 19,5’ta kaldı. Tarım sektöründeki küçülme iklim krizinin de tetiklemesiyle yüzde 8,8 oldu. Tarım sektöründeki bu küçülme TÜİK verilerine göre 2001'den bu yana en büyük daralmanın yaşandığını işaret ediyor.
İhracat 5 çeyrektir büyümeye katkı sağlayamıyor.
Sanayi Üretim Endeksi açıklanmadan saatler önce basın mensuplarıyla bir araya gelen İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, sanayide rekabetçiliğin kaybedilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Sanayinin Türkiye'nin gayrisafi yurt içi hasılası (GSYH) içindeki payını mutlaka yüzde 20'lerin üzerine süratle çıkarmamız lazım” demişti. Bugün TÜİK tarafından açıklanan Sanayi üretim endeksi ocak ayında yüzde 2,8 azalmayı ilan etti. Sanayide çarklar daha yavaş dönüyor. Dünya ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla sarsılmış durumda. Petrol fiyatları tırmanışa geçti. Brent petrol 120 doları gördü.
Mart ayı enflasyonunun yüzde 5’i geçebileceği konuşuluyor.
Türk ekonomisi yaklaşık 4 yıldır sancılı bir süreçten geçiyor. Tam düzlüğe çıkacağız, enflasyon canavarının belini kıracağız derken enflasyon tekrar artışa geçti. Bu sefer sadece Türkiye değil dünya genelinde enflasyon tırmanacak endişeleri hâkim. Türkiye’nin Orta Vadeli İstikrar Programı hedefleri tutturmada ciddi zorluklar yaşıyordu. Son 20 OVP’nin 18’inde enflasyon hedefleri tutmamıştı. Bu şartlarda enflasyon hedeflerinin gerçekleşme olasığı gittikçe azalıyor.
Merkez Bankalarının faiz artırım kararları alması bekleniyor.
Faiz artırım kararları sanayici ve ihracatçının üretim için finansman bulmasını zorlaştıracak. Sanayi ve ihracat bu süreçten olumsuz etkilenecek gibi duruyor. Türkiye’de istihdam ve ihracatın lokomotifi olan konfeksiyon ve tekstil sektörlerinin 2025 yılındaki kaybı da netleşti. İki sektörde 4 bin 987 firma faaliyetine son verirken istihdam kaybı 113 bin 491 kişiye ulaştı. İki sektörün istihdamda zirve yaptıkları 2022 yılına göre istihdam kaybı 392 bin kişi oldu. İki sektörün 2022 yılındaki ihracatı 31,5 milyar dolar iken, 2025 yılı sonunda 26 milyar dolar seviyesine geriledi. Konfeksiyon ve tekstil sektörlerinin 3 yılda ihracat kaybı 5,5 milyar doları buldu.
İhracattan aldıkları pay yüzde 8,5’ten 6,4’e geriledi.
Karamsar bir tablo ortaya koyduğumun farkındayım. Ekonomi kurmaylarımız bu tablonun çok daha fazlasına hakimler. Yetenekleri ve ellerindeki argümanlarla bir çıkış yolu bulacaklardır.
Bekleyip göreceğiz.




























































