ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları sonrasında Körfez Bölgesi ateş topuna döndü.
Dünya petrol arzının yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazını İran kapatınca petrol fiyatları astronomik bir şekilde arttı. Savaş öncesi 70 dolar seviyesinde olan petrol fiyatları 120 doları gördü. 100 dolar bandında seyrediyor. Petrol fiyatlarındaki artış tüm sektörlerde fiyat artışlarını beraberinde getirdi.
Enflasyonla mücadele tüm dünyanın gündemine oturdu. Dünya ekonomileri enflasyon rakamlarında önemli artışlar bekliyor. Merkez Bankaları faiz artırımını değerlendiriyor. Son 4 yıldır enflasyonla mücadelede bir arpa boyu yol alabilen Türk ekonomisi Mehmet Şimşek’in ekonominin dümenine geçmesi sonrasındaki sınırlı kazanımlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya.
ABD Başkanı Donald Trump’un aynı konuşmada savaşın bitmesine az kaldı dedikten sonra İran’ı daha güçlü vuracağız gibi birbiriyle tutarlı olmayan söylemleri de dünyayı tedirgin ediyor. Lojistik maliyetlerinin arttığı, petrol fiyatlarının üretim maliyetlerine yansıdığı, pazarda patlıcanın 200 TL’ye kredi kartıyla 4 taksit satılmaya başladığı, her ürünün el yaktığı süreçte plastik sektöründen, “Türk plastik sektörü üretim yapamaz noktaya sürükleniyor” çıkışı geldi.
Avrupa’nın ikinci, dünyanın altıncı büyük üreticisi olan Türk plastik sektörü, ithalata bağımlı konumda. Türkiye her sene milyarlarca dolar kaynağını plastik hammadde ithalatına harcıyor. Son yıllarda plastikten üretilen ürünlerin tüketimi baş döndürücü bir şekilde artıyor.
Gençer: “Taşıma suyla bu değirmenin dönmeyeceği belliydi”
Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Başkanı Şener Gençer, Türkiye’nin plastik ürünlerindeki ithalatçı konumunun altını çizerek, “Uzun yıllardır vurguladığımız yerli hammadde üretiminin şimdi daha iyi anlaşıldığını umuyoruz. Taşıma suyla bu değirmenin dönmeyeceği belliydi.” Şeklinde durumu özetliyor. Halk tabiriyle takke düştü kel göründü.
Geçen yıl SOCAR’ın Aliağa Yerleşkesini ziyaret ettiğimizde SOCAR Yöneticileri, Türkiye’nin tek yerli hammadde üreticisi PETKİM’in hammadde ihtiyacının yüzde 11-12’sine cevap verebildiğini söylemişlerdi ve Türkiye’ye 6-7 tane daha PETKİM gerekiyor şeklinde ifade kullanmışlardı. EGEPLASDER Başkanı Gençer’in açıklamalarından bu oranın yüzde 7’ye gerilediğini öğreniyoruz.
EGEPLASDER Başkanı Gençer, ABD - İran savaşının petrol fiyatlarında yaşattığı öngörülemez yükselişsı, petrokimyasal ürünlerin fiyatlarına yansıdığını, Avrupa’nın ikinci, dünyanın altıncı büyük üreticisi olan Türk plastik sektörünün, üretim yapamaz noktaya sürüklendiğinin altını çiziyor.
Gençer’in açıklamalarından, fiyatların dolar bazında yüzde 35 arttığını ve Başta Alçak Yoğunluk Polietilen, Polipropilen ve Polivinil Klorür (PVC) olmak üzere onlarca sektörün üretiminde kullanılan temel petrokimyasallarda ithalatın adeta durma noktasına geldiğini öğreniyoruz.
Petkim’den ürün alan sanayicilerin, ihtiyaçlarının çok azını tedarik edebildikleri bilgisini veren Gençer, hammadde ihtiyacının tamamını ithalatla karşılayan firmaların ise durma noktasına geldiğine işaret ediyor.
ABD-İran savaşında petrokimya tesisleri hedef alınıyor. Bu tesisler, milyarlarca dolara mal olan, bilgi ve sermaye yoğun, entegrasyonu tam olan fabrikalardan oluşuyor.
Bu tesisilerin tekrar ve sıfırdan kurulması en az on yıllık bir süreci gerektiriyor.
Plsatik sektörünü zor bir 10 yıl bekliyor. Tabii tüketiciler olarak bizleri de.
Savaşın olumsuz etkileri sadece plastik sektörüyle sınırlı değil, en başta insanlık değerleri erozyona uğruyor. Savaşın bir an önce sona ermesini ve barışın kazanmasını diliyoruz.




























































