Türkiye dezenflasyon sürecinden geçiyor. Hedef tek haneli enflasyon rakamlarına ulaşmak. Türk halkı iki yıldır acı ilacı içiyor ama 2025 yılı sonunda enflasyon rakamlarının yüzde 30’ün altına inmeyeceği kesinleşti gibi.
10 aylık enflasyon rakamı yüzde 28,3’ü görmüş durumda. Kasım ve aralık aylarında enflasyon yüzde 1 çıksa dahi yıllık enflasyon yüzde 31,2’ye ulaşmasına yetecek. Son iki ayda enflasyon yüzde 2’yi görürse enflasyon yüzde 33,8 olacak.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Dr. Fatih Karahan’ın Enflasyon Raporu 2025-IV Bilgilendirme Toplantısı konuşmasında öne çıkan başlıklardan birisinde; “2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 31 ile yüzde 33 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2026 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 13 ile yüzde 19 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor” deniliyordu.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile Hazine ve Maliye Bakanlığı iç talebi söndürmek için kredi musluklarını kesmiş durumda. Araba almak isteyenlere 250 bin TL’den fazla kredi verilmiyor. Piyasada en düşük otomobil fiyatının 1 milyon lira olduğunu dikkate aldığımızda otomobil almak isteyen bir vatandaşımızın minimum otomobilin yüzde 75’ini kendi birikimlerinden ödemesi gerekiyor.
Konut sektöründe durum daha da vahim. Sabit gelirlinin günümüzde bir ev sahibi olma hayali artık kalmadı.
İhracatçı sektörlerde döviz kurlarının mevcut durumunda küresel piyasalarda rakipleriyle mücadele etmekte zorlanıyorlar. Ekim ayında ihracatımız 527 milyon dolar artarken, paritenin ihracat artışımıza katkısı 706 milyon dolar olmuştu.
Paritenin ihracatımıza katkısını daha önceki bir yazımızda detaylıca irdelediğimiz için burada detaya girmiyorum.
İç piyasada talep baskılanırken, ihracatta döviz kurunun enflasyon altında artması sanayide çarkları yavaşlattı.
Türkiye sanayisi, 2025 yılının üçüncü çeyreğini üretim cephesinde yavaşlayan bir tempoyla kapattı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Eylül 2025 Sanayi Üretim Endeksi, sektörde aylık bazda %2,2’lik bir daralmaya işaret etti.
Yıllık bazda halen %2,9’luk artış olsa da sanayideki genel görünüm sanayide üretim hevesinin azaldığını gösteriyor.
Alt Sektörlerde Farklı Yönlü Hareket
Eylül ayında sanayinin alt bileşenlerinde farklı eğilimler gözlendi.
Sanayi üretiminin omurgasını oluşturulan İmalat sanayi, aylık bazda %2,3 oranında azaldı.
İmalat sanayi içinde dayanıklı tüketim malları ve sermaye mallarındaki düşüş, üretimdeki zayıflamanın belirginleştiğini gösteriyor.
Makine, otomotiv ve beyaz eşya gibi yüksek katma değerli sektörlerdeki üretim kaybı hem yatırım iştahının azaldığına hem de iç pazardaki talep daralmasına işaret ediyor.
Enerji tarafı da yavaşlama eğiliminde. Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi %2,4 oranında gerileyerek, enerji tüketiminde azalma olduğunu, çarkların yavaşladığını teyit ediyor.
2025 yılının son çeyreği sanayi üretiminde büyüme yerine yatay bir seyre hatta gerilemeye gebe.
EKONOM Dergisi’nde Meslektaşımız Naki Bakır Türkiye’nin 2006 yılından bu yana ilan ettiği 20 OVP Programını incelemiş.
20 OVP Programından sadece ikisinde enflasyon hedefini tutturmuşuz. 18 tanesinde enflasyon hedefinin çok uzağında kalmışız. 2025 yılına girerken enflasyon hedefimiz yüzde 17,5 olarak ortaya konulmuştu. 2025 yılı sonunda yüzde 33’ü konuşuyoruz.
Enflasyon hedefinde yüzde 89’luk bir sapma söz konusu.
Enflasyonda tek haneye 2026 yılında ulaşacağız hedefiyle yola çıkmıştık bu hedefte 2027 yılına ötelendi. Emekli, dul, yetim, memur, işçi bu şartlarda nasıl geçinecek.
Ferahlatıcı bir duruma kavuşulacağı belli olsa bile, sonucun çok gecikmesi, onun yararsız hale geleceğini ve bekleyeni yoksunluk içinde kıvrandıracağını çok güzel özetleyen, “Dereye su gelene kurbağanın gözü patlarmış” sözü sanki bu günler için söylenmiş.
Umarım toplumda enflasyonun düşeceğine ve güzel günlerin yakın olduğuna ilişkin umutlar tükenmez.
Yazımıza nokta koyarken, sanayimizde çarkların hızlandığını, enflasyon hedeflerinin bir an önce tutturulduğunu gördüğümüz günlerin bir an önce gelmesini diliyorum.






















































