Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) 512 üye marka arasında yaptığı anket sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı. Buna göre Ayakkabı mağazalarının yüzde 90’ı, Hazır giyim mağazalarının yüzde 77’si ocak ayında adet satışlarının düştüğünü bildirdi. Türkiye ekonomisinin içinden geçti dezenflasyon süreci, iç talep kontrollü biçimde soğutulmaya çalışılıyor.
Markalı perakende sektörü yıla sert bir daralmayla başladı. 2025 yılında indirimlerle ayakta kalmaya çalışan sektör için ocak ayı verileri, kırılganlığın derinleştiğini gösteriyor.Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) tarafından 512 üye marka arasında gerçekleştirilen ocak ayı anketi, tabloyu net biçimde ortaya koyuyor.
Her 5 markadan 4’ü hem adet satışında hem de ciroda düşüş yaşadı
Dernek Başkanı Sinan Öncel’in paylaştığı sonuçlara göre, her beş markadan dördü ocak ayında hem adet satışında hem de cirosunda düşüş yaşadı. Bu veri, ihracat pazarlarında kan kaybeden firmaların iç piyasada da zor durumda olduğunu ortaya koyuyor. Mevcut durum yalnızca mevsimsel bir durgunluğa işaret etmiyor; talepteki zayıflamanın kalıcı bir eğilime dönüşme riskini de barındırıyor.
İndirim Var, Satış Yok
2025 yılı, özellikle hazır giyim ve ayakkabı sektöründe kârlılığın ikinci plana itildiği bir yıl olarak kayda geçmişti. Sektör temsilcilerinin görüşlerine göre satışlar büyük ölçüde yüksek oranlı indirimlerle canlı tutulabilmişti. Ancak ocak ayı verileri, bu stratejinin de sınırına gelindiğini gösteriyor. Kâr marjlarındaki düşüşe ve agresif kampanyalara rağmen, adet satışının ayakkabıda yüzde 90, Hazır giyimde yüzde 77 düşmesi fiyat indiriminin artık talebi tetiklemeye yetmediğini ortaya koyuyor. Tüketici ya alımını erteliyor ya da zorunlu harcamalara yöneliyor. İndirim sarmalı içinde kârlılıktan vazgeçen markalar ise satış hacmini korumakta dahi zorlanıyor.
Gallup’un son araştırmasına göre 1992 ve sonrası doğumlular sürdürülebilirliğe daha çok önem veriyor. Bu da tüketici tercihlerini etkiliyor.
Ciro Artıyor Ama Gerçekten Artıyor mu?
Yıllık karşılaştırmada tablo ilk bakışta daha olumlu görünüyor. Markaların yüzde 58’i Ocak 2025’e göre adet satışını artırdığını, yüzde 92’si ise cirosunu yükselttiğini bildiriyor. Ancak burada kritik bir ayrıntı var: Markaların yüzde 46’sının yıllık ciro artışı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan TÜFE’nin altında kaldı.
Bu ne anlama geliyor? Nominal olarak artan ciro, reel olarak geriliyor olabilir. Enflasyonun altında kalan büyüme, işletmelerin satın alma gücü ve kârlılığı açısından geriye gidişe işaret ediyor. Yani sektörün önemli bir bölümü, büyüyor gibi görünse de aslında küçülüyor.
Son üç yıldır devam eden kârlılık erozyonu, markalı perakendeyi finansal olarak daha kırılgan hale getiriyor. Özellikle kira, enerji, personel ve finansman maliyetlerindeki artışın hız kesmemesi, önümüzdeki aylarda mağaza kapanmaları ve yatırım ertelemeleri riskini artırabilir.
Kredi Kartı Düzenlemesi Yeni Bir Baskı Unsuru mu?
Sektörün karşı karşıya olduğu bir diğer başlık ise finansal düzenlemeler. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından kredi kartı limitlerine yönelik 16 Şubat’ta yürürlüğe giren düzenleme, hem tüketici hem de esnaf cephesinde yeni bir baskı unsuru olarak değerlendiriliyor. Geliriyle geçinmekte zorlanan milyonlarca tüketici için kredi kartı, çoğu zaman bir ödeme aracı olmanın ötesinde, kısa vadeli finansman işlevi görüyor. Benzer şekilde nakit akışı sıkışan esnaf da kartlı ödemelerle ayakta kalabiliyor. Limit kısıtlamalarının dar gelirli kesim, küçük esnaf ve toptan ticaret üzerinde zincirleme bir daraltıcı etki yaratması olasılığı göz ardı edilmiyor.
2026’ya Girerken Sektörün Sınavı
Markalı perakende, yüksek enflasyon döneminde kâr marjlarını eriterek ayakta kalmayı başardı. Ancak talebin zayıfladığı, finansmana erişimin zorlaştığı ve maliyet baskısının sürdüğü bir ortamda aynı stratejinin sürdürülebilirliği tartışmalı.
Ocak ayı verileri, sektörün yalnızca satış değil, model değişimi ihtiyacıyla da karşı karşıya olduğunu gösteriyor. İndirimle büyüme devri kapanırken, verimlilik, maliyet kontrolü, doğru lokasyon ve dijitalleşme gibi alanlarda atılacak adımlar belirleyici olacak.
Aksi halde markalı perakende için 2026, “büyüme yılı” değil, dayanıklılık testi yılı olabilir.




























































