Türkiye’de bakanlar da bürokratlar da yıllardır aynı çağrıyı yapıyor: Köyden kente göçü durdurmak ve tarımsal-hayvansal üretimi artırmak için yeni politikalar üretmeliyiz. Doğru. Ancak bu konuda hızlı ve etkili adımlar attığımız pek söylenemez.
Tam bu satırları yazarken Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılının üçüncü çeyrek büyüme verileri açıklandı. GSYH yüzde 3,7 artarken, inşaat sektörü yüzde 13,9’luk çarpıcı bir büyüme sergilemiş. Onu finans ve sigorta (%10,8) ile bilgi ve iletişim faaliyetleri (%10,1) takip ediyor.
Ancak bir sektör var ki bu büyüme tablosunda hep ters yönde ilerliyor:
Tarım sektörü üçüncü çeyrekte yüzde 12,7 küçülmüş.
Bu ilk değil. Tarım 2025’in ilk çeyreğinde yüzde 2, ikinci çeyreğinde yüzde 3,5 daralmıştı. Türkiye tam 21 çeyrektir büyürken, tarım son üç çeyrektir kan kaybediyor. Soframızın kaynağı olan bu sektörün sürekli geriliyor olması, geleceğe dair ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.
Tam bu gelişmeler konuşulurken Antalya Tarım Konseyi, Antalya Ticaret Borsası ve Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen Akdeniz Bölgesi Keçi Çalıştayı sonuç raporu yayımlandı. Türkiye’nin 11 milyonu aşan keçi varlığı içinde Akdeniz Bölgesi lider konumda; bu nedenle çalıştayın Antalya’da yapılması son derece isabetli olmuş.
Keçi, ormanın doğal bir parçasıdır
Yüzyıllardır Anadolu kültürünün ayrılmaz bir unsuru olan keçi yetiştiriciliği hem ekonomik hem de sosyal açıdan kırsal yaşamın temel taşıdır. Çalıştay raporu bu kadim hayvanın, aslında orman ekosisteminin doğal bir unsuru olduğunu vurguluyor.
Raporda sıralanan tehditler dikkat çekici:
• Meralar yapılaşma, maden ve enerji yatırımları nedeniyle daralıyor.
• Su kaynaklarına erişim giderek zorlaşıyor.
• Orman alanları otlatmaya yeterince açılmıyor.
• Yaylalardaki kontrolsüz yapılaşma önlenemiyor.
Bütün bunlar keçi yetiştiriciliğini ve kırsal yaşam döngüsünü doğrudan tehdit ediyor.
Keçiler yangınların önlenmesinde rol oynayabilir
Türkiye son yıllarda orman yangınlarıyla ağır sınavlar verdi. Yaz aylarında ülkemizin dört bir yanında aynı anda çıkan yangınlar, geniş alanların kül olmasına yol açtı. Çalıştay raporu bu noktada önemli bir öneri sunuyor:
Ağaçlandırmadan itibaren 10–15 yılı geçmiş ormanlık alanların kontrollü otlatmaya açılması yangın riskini azaltabilir.
Akdeniz havzasının diğer ülkelerinde—İspanya, Portekiz ve Yunanistan’da—benzer uygulamalar yıllardır kullanılıyor ve etkili sonuçlar alınıyor. Keçilerinin doğal davranışlarıyla alt örtüyü temizlemesi, orman yangınlarının yayılmasını zorlaştırıyor.
Kırsalda çoban olmak zorlaştı
Raporun en çarpıcı bölümlerinden biri de çobanlık mesleğine ayrılmış. Çobanlara yönelik olumsuz algı, gençlerin kırsalda kalmasını giderek zorlaştırıyor.
“Kadınlar çobanlarla evlenmek istemiyor, aileler kızlarını hayvancılık yapanlarla evlendirmek istemiyor.”
Bu cümle aslında kırsal göçün sosyolojik boyutunu açıkça gözler önüne seriyor.
Çözüm olarak:
• Çoban istihdam desteğinin artırılması,
• Eşlerinin sosyal güvenlik primlerinin devletçe karşılanması,
• Çoban çiftlere düğün ve çeyiz desteği verilmesi,
• Genç kadınların hayvancılık işletmesi sahibi olmasının teşvik edilmesi gibi somut öneriler sunuluyor.
Keçi eti yeterince tanıtılmıyor
Raporda keçi eti tüketiminin artırılması için atılması gereken adımlara geniş yer verilmiş. Restoranların menülerinde oğlak ve keçi eti bulundurulmaması, tüketici algısını sınırlayan en temel sorunlardan biri.
Öneriler arasında şunlar yer alıyor:
• Tadım etkinlikleri düzenlenmesi,
• Keçi etinin sağlık değerinin medya üzerinden anlatılması,
• Sosyal medya kampanyaları ve agroturizm projeleri,
• İzlenebilirlik ve sertifikasyon sistemlerinin kurulması,
• “Toros Oğlağı” gibi bölgesel marka çalışmalarının başlatılması.
Keçi etinin düşük yağ oranı ve yüksek besin değeriyle aslında sağlıklı beslenme trendlerine çok uygun olduğunun altı çiziliyor.
13 maddelik çözüm paketi
Çalıştay raporunda sektörün sorunlarını çözmeye yönelik 13 öneri dikkat çekiyor. Bunlardan bazıları:
• Taşımalı eğitim sisteminin yeniden uygulanması,
• Kontrolsüz melezleme için yayım–eğitim çalışmalarının artırılması,
• İllerde damızlık havuzlarının oluşturulması,
• Halk elinde koruma sürülerinin çoğaltılması,
• Sağım makinelerinin yaygınlaştırılması,
• Deneyimli işletmelere düşük faizli kredi sağlanması,
• Kurban döneminde satılamayan hayvanların Et ve Süt Kurumu tarafından değerlendirilmesi,
• Çobanların sosyal hayata dahil edilmesi için yerel yönetimlerin destek sağlaması.
Öneriler yalnızca keçi yetiştiriciliğini değil, kırsalın bütün sosyo-ekonomik yapısını güçlendirmeye yönelik.
Keçi, inatçılığıyla bilinir.
Çetin doğa koşullarına meydan okuyan bu dayanıklı canlı, yüzyıllardır insanın hem sofrasına hem ekonomisine katkı sundu.
Tarımın üst üste küçüldüğü, kırsalın kan kaybettiği bugünlerde doğayı korumaktan üretimi desteklemeye, yangın riskini azaltmaktan kırsalda yaşamı canlı tutmaya kadar geniş bir etki alanları olan keçiler yeniden önemli bir rol oynayabilir.
İnsanlığın yaptığı tüm yanlışlara rağmen…
Yeter ki bizim yanlışlarımız, binlerce yıldır bu topraklara direnciyle omuz veren keçilerin inadını kırmasın.






















































