Türkiye, 1983 yılında iktidara gelen Turgut Özal’la birlikte ihracata dayalı büyüme modeline geçiş yaptı.
1980 yılında 3 milyar doları bile bulmayan ihracatımız günümüzde mal ve hizmet ihracatı toplamında yıllık 390 milyar dolarlık potansiyele ulaştı.
Hükümet, Ticaret Bakanlığı aracılığıyla 16 kalemde ihracatçılarımıza 33 milyar TL’lik destekleme bütçesi ayırmış durumda.
Devlet desteklerinde ilk sırayı yurtdışı fuar katılım desteği alırken, TURQUALITY, tarım destekleri, yurt içi fuar katılım desteği, pazara giriş desteği, birim kira desteği, sektörel heyetler desteği, E-İhracat desteği öne çıkan destek kalemleri.
İhracatçılar için sağlanan bir diğer desteği de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası veriyor. TCMB, Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk lirasına Dönüşümünde yüzde 3 oranında destek veriyor.
Bu uygulama daha önceki dönemlerde yüzde 2 olarak uygulanıyordu. İhracatçılardan bu oranın yüzde 10’a çıkarılması talepleri gelince, TCMB bu taleplere kayıtsız kalmadığını göstermek adına bütçe olanakları çerçevesinde destek oranını yüzde 3’e çıkardı.
Bu destek 31 Ekim 2025 tarihinde doluyordu. 1 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan kararla bu destek 30 Nisan 2026 tarihine kadar uzatıldı.
Merkez Bankası’nın, verdiği bu destekle zımmi olarak döviz kurunun gerçek değerinin altında kaldığını, ihracatçıların bu döviz kurlarıyla rekabetçilik kaslarının zayıfladığını kabul ettiğine yorabiliriz.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun verileri de döviz kurunun enflasyon rakamlarının altında kaldığını ortaya koyuyor. 10 aylık enflasyon yüzde 28,63 olurken, dolar kurundaki artış yüzde 19’da kaldı.
Döviz kuru enflasyon karşısında 2023 yılında 7 puan, 2024 yılında 25 puanlık kayıp yaşamıştı. Benzer durum 2025 yılında da devam ediyor. 10 aylık dönemde döviz kuru enflasyona göre 10 puanlık gerileme yaşadı.
Bu hesaplamalar İstanbul Ticaret Odası’nın ve Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre yapıldığında ihracatçılar için daha vahim bir tablo ortaya çıkıyor.
Yeri gelmişken üç kurumun yıllık enflasyon verilerini sizlere sıralamak istiyorum. TÜİK’e göre yıllık enflasyon yüzde 32,87 iken, İTO’nun hesaplamasına göre yüzde 40,84, ENAG’a göre yüzde 60.
İhracatta emek yoğun sektörler olarak kabul edilen tekstil, konfeksiyon, deri, mobilya başta olmak üzere her sektörün temsilcileri döviz dönüşüm desteğinin yüzde 10’a çıkarılması taleplerini sürekli dillendiriyorlar. Türkiye’de ihracat artışını otomotiv, savunma sanayi sektörleri ve parite artışı sırtlarken, 10 sektör geçen yılki performansının gerisinde kaldı.
Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, Dövizlerinin Türk lirasına dönüşümünde yüzde 3’lük destek oranının yüzde 10’a çıkarılması talebini sık sık dillendiriyor. Geçen hafta BloombergHT TV’de konuk olduğu Gözde Atasoy’un İş Dünyası Programında da bu talebini yineledi.
Dezenflasyon sürecinde Merkez Bankası’nın ihracatçının getirdiği dövize yüzde 10 fark verecek gücü yok.
Ancak iş insanlarında da dermanları kalmadığını ortaya koyan açıklamalar ardı ardına geliyor. Türk hazır giyim sektörünün güçlü Abdullah Kığılı’nın “Devlet tekstili gözden çıkardı. 6 ay sonra Anadolu’da üretim duracak” şeklindeki çığlığı kamuoyunda büyük ses getirdi.
Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat ve LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük işlerin iyiye gitmediğini dillendiren isimler oldu.
Hazır giyim ve tekstil sektörlerinde istihdam 2022 yılı verilerine göre 300 bin kişi azalmış. İşletme sayısında 8 bin kayıp var. Bu tablo daha da ağırlaşmadan enflasyonda tek haneyi gördüğümüz günlerin gelmesi en büyük temennimiz.




























































