türkçe porno izle Kurtköy Escort

“Geleneksel Süt Ürünlerinde Türkiye’nin önü açık”

Türkiye bilim dünyasında ve süt sektörüne yönelik çalışmaları ile tanınan Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof Dr Harun Raşit Uysal Türkiye’nin özellikle yüzlerce çeşit olan geleneksel süt ürünleri konusunda gelecekte önünün açık olduğunu belirterek: “Rusya, Irak, Gürcistan, İran savaş biterse Suriye gibi komşu ülkeler, Kafkasya ve Orta Asya Cumhuriyetleri, Çin, Hindistan, Ukrayna, Kuzey Afrika ülkeleri, İsrail, Ürdün gibi Orta Doğu ülkeleri, Güney Doğu Asya ülkeleri, Japonya ve Güney Kore, Türkiye süt sanayinin önemli müşterileri haline gelecektir.”dedi.
Bu haber 2018-02-28 23:51:23 eklenmiştir.

 

Teknoloji, tüm diğer sektörlerde olduğu gibi süt sektöründe de son derece önemli diyen Prof Dr Harun Raşit Uysal ile süt sektörü ve kooperatifleşmeyi konuştuk.

 

 

Food Sektör: Sizce uzun vadede sektördeki değişimin yapıtaşını hangi etken oluşturacak?

Harun Raşit Uysal: Uzun vadede değişimin yapıtaşlarını etkileyecek en önemli etken küçük çiftçilerin giderek ortadan kalkması ve toprakların büyük şirketlerin elinde toplanması konusu.

Küçük çiftçilik “ölçek ekonomisi” diye adlandırılan bir ekonomik kurama göre değerlendiriliyor ve burada daha çok üretim maliyetleri üzerinde duruluyor. Bu durum özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ya da gelişmemiş ülkelerde daha çok geçerliliğini koruyor. Yüksek maliyetler nedeniyle kazanamayan üreticiler ya topraklarını satarak ya da boş bırakarak nüfusça daha yoğun yerleşim yerlerine göç ediyorlar. Bu durumda, üreticiyken bir anda kendileri de tüketici konumuna düşüyorlar.

 

Böyle tüketicilerin çoğaldığı ülkelerde, artan nüfusun da etkisiyle gıda üretiminde yetersizlikler baş gösteriyor, üretim düzeyi tüketimi karşılayamıyor, ülke gıda açığını kapatmak için ithalat yapmak durumunda kalıyor ve bir anda ithalatçı konuma düşüyor. Bu tehlikeyi gören BM bağlı FAO 2012 yılını “dünya kooperatifler yılı” 2014 yılını “uluslararası aile çiftçiliği yılı” 2015 yılını da “uluslararası toprak yılı” olarak ilan etti. Türkiye ve benzeri ülkelerde ölçek ekonomisi ancak küçükler birleştirilerek gerçekleştirilir. Yani küçük çiftçilerin kooperatif çatısı altında birleşerek maliyetlerin azaltılması, kalitenin arttırılması ve pazarlık gücüyle ürünlerin daha iyi fiyatlardan satılması olası.

 

Food Sektör: Teknoloji süt sektöründe nasıl bir değişime yol açıyor?

Harun Raşit Uysal: Teknoloji, tüm diğer sektörlerde olduğu gibi süt sektöründe de son derece önemli. Günümüzde ülke içerisindeki insanları ve ülkeye gelen turistlerin süt ürünleri gereksinimini karşılaması, hayvan başına çiğ süt verimini arttırması, uluslararası rekabette avantajlı konuma geçmesi için bitkisel ve hayvansal üretim ile birlikte içerisinde süt sektörünün de yer aldığı tarıma dayalı sanayinin teknoloji üretmesi ya da satın alması gerekiyor. Gelişmemiş teknoloji kullanarak birim alan ya da birim hayvandan daha az verim alan ülkelerle rekabet ancak teknoloji kullanılarak yapılabilir.

 

“Kooperatifleşme ile maliyetler azalır”

 

Food Sektör: Küresel gıda/tarım/hayvancılık sistemini düşündüğünüzde, Türkiye süt sektörü sizce nerede yer alıyor?

Harun Raşit Uysal: Türkiye süt sektörü, aslında büyük bir potansiyeli barındırmasına rağmen, henüz hak ettiği konuma gelmiş değil. Üreticilerin küçük aile çiftliklerinde az sayıdaki inekle süt üretimi yapması ve bu durumun maliyetleri yükseltmesiyle beraber gıda güvenliğini yeterince sağlanamaması gelişememenin en önemli nedeni olarak gösterilebilir. Halbuki yetiştiricilerin kooperatifler şeklinde örgütlenmesiyle maliyetlerdeki azalış ile birlikte veteriner ve zootekni hizmetleriyle daha sağlıklı ürünler elde edilebilecektir.

 

Türkiye’nin özellikle yüzlerce çeşit olan geleneksel süt ürünleri konusunda gelecekte önünün açık olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bunların yetiştirici örgütleri-üniversite-sanayici işbirlikleri ile bir an önce coğrafi işaretleri alınarak sanayiye aktarılması gerekiyor.

 

Yukarıdaki her iki konu da kotarıldığında, Rusya, Irak, Gürcistan, İran savaş biterse Suriye gibi komşu ülkeler, Kafkasya ve Orta Asya Cumhuriyetleri,  Çin, Hindistan, Ukrayna, Kuzey Afrika ülkeleri, İsrail, Ürdün gibi Orta Doğu ülkeleri, Güney Doğu Asya ülkeleri, Japonya ve Güney Kore,Türkiye süt sanayinin önemli müşterileri haline gelecektir.

 

Food Sektör: Mevcut iş modelleri açısından bakarsanız, sektörün üretim gücünü artırması için nasıl bir yol izlenmeli?

Harun Raşit Uysal: Burada üç hatta dört yol izlenmelidir. Birincisi ve de en önemlisi, sektörde istihdam edilen nüfus kaybedilmemelidir. Bunun için kırsalın, özellikle gençler için hem sosyal hem de ekonomik olarak daha yaşanabilir bir hale getirilmesi gerekiyor. Ürünleri para eden genç yetiştiriciler, yaşadıkları köylerde gereksinim duydukları kafe, sinema gibi eğlence yerleri ile hastane ve çocuğuna okul imkanlarını bulmalılar.

 

İkincisi, sektör mekanizasyon ile hayvan başına daha fazla kar edeceği teknolojiye mutlaka sahip olmalı.

Üçüncüsü, hayvan başı maliyetler düşürülmeli, bu anlamda girdilerin vergileri sıfırlanmalı en azından yüzde bire düşürülmeli.

Dördüncüsü, küresel iklim değişikliğine uyum için her türlü bilgi ve destekleme sağlanmalı, yenilenebilir enerji yatırımları teşvik edilmeli.

Tüm bunların hayata geçirilmesi için üreticilerin kooperatifler şeklinde örgütlenmeleri teşvik edilmeli, örneğin kooperatif üyesi olmayanlara bir süreden sonra destekleme verilmemesi gibi politikalar oluşturulmalıdır.

 

“Üniversiteler ile işbirliği yapılmalı”

 

Food Sektör: Süt sektöründe Türk firmalarının orta ve uzun vadeli projeksiyonlarında hangi alanlara yatırım yapmayı ön plana çıkarttığını görüyorsunuz?

Harun Raşit Uysal: Süt firmalarının hemen hepsi, hammadde sağladıkları çiftçilerin önemini kavramış durumdalar ve onların kazandıkları sürece kendilerine hammadde getireceklerini biliyorlar. Tek eksiklikleri üniversitelerle işbirlikleri yaparak onlara gereksinim duydukları bilgileri vermemeleri.

 

Bu anlamda orta vadede birincisi, üreticilere kaliteli süt üretimi konularında eğitimler verilmeli

İkincisi, gelecekte gerek yurt içi ve gerekse yurt dışı ürün talepleri göz önüne alınmalı. Bunun için özellikle de dış pazarlar araştırılmalı.

 

Türkiye için gelecekte sadece AB ve Rusya değil, İran, orta gelirli nüfusu devamlı artan Çin, gelişmiş Japonya, Suriye ve Irak savaşları sona ermiş bir Orta Doğu, Kuzey Afrika Arap ülkeleri,  Afrika, Güney Doğu Asya’ya yönelmek gerekecektir. Burada devlete de önemli görevler düşüyor. AB ve ABD’de maliyetlerin bir kısmını devlet sübvanse ediyor ve bu ülkeler dünya pazarlarına düşük fiyatlardan ürün verebiliyorlar. Türkiye’de de üretici, sanayici ve ihracatçılara bu konuda gerekli destek sağlanmalı.

 

Food Sektör: Gıda/tarım/hayvancılıkta ne gibi yeni alanlar ve yeni fırsatlar görüyorsunuz? Hangi alanlar istikbal vaat ediyor?

Harun Raşit Uysal: Bir kere “ikinci dünya savaşını” geçirmeyen Türkiye toprakları, AB’dekilere göre daha temiz kalmıştır. Ancak son yıllarda aşırı tarım ilaçları ve gübrelerin kullanımı ile topraklar gün geçtikçe kirleniyor. Şayet önlem alınmazsa Türkiye gelecekte çok iddialı olacağı organik tarım şansını da yitirecek. Yeterince önlemler alındığı takdirde, ülke gelecekte dünyanın en büyük organik ürün üreten ülkesi olabilecektir.

 

Türkiye geniş coğrafyası ve çeşitli iklimi nedeniyle özellikle küçükbaş hayvancılığa uygundur. Koyun sütü ürünlerinin kıymeti, keçi sütünün sağlık açısından değerli oluşu ve değerinin gün geçtikçe artışı yüzünden, gelecekte bu alan yatırımcısına para kazandırabilecek. Türkiye’de hala elle sağım gibi eski yöntemler az da olsa kullanılmakta. Gelecekte gerek bu alanda ve gerekse de işleme alanında önemli yatırımların yapılacağını tahmin etmek zor olmasa gerek.

 

“Petrolü kontrol ederseniz ülkeleri, gıdayı kontrol ederseniz insanları kontrol edersiniz”

 

Food Sektör: Uzun vadeyi hayal ettiğinizde (mesela 50 hatta 100 yıl sonrasında) sizce gıda sektörü nasıl olacak?

Harun Raşit Uysal: Bugün için dünyadaki savaşlar daha çok, enerji kaynakları ve onların transfer yolları ile ilgili oluyor. Savaş bölgelerine bakıldığında bu durum kolayca anlaşılıyor. Gelecekteki savaşlar ise enerjinin yanı sıra gıda ve su kaynaklarına yönelik olacak. Gelecekte gıda ve suyun silah olarak kullanılabileceği fikri, birçok ülkeyi ve şirketi bu alanlara yatırım yapmaya itiyor.

 

Bugün için dünyaya bakıldığında, birçok ülke ve şirketin Afrika, Güney Doğu Asya ülkelerinde verimli arazileri uzun yıllara ve ucuza kiraladıkları görülüyor. Bu bağlamda ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in bir sözüne kulak kabartmak gerekmektedir. “petrolü kontrol ederseniz ülkeleri, gıdayı kontrol ederseniz insanları kontrol edersiniz”

 

Food Sektör: Siz sektörde tek yetkili karar mercii olsaydınız geleceğin gıda-tarım-hayvancılık sektörünü ve modellerini, müşteri ilişkilerini düşünerek sektörün tüm enerjisini, yatırımlarını hangi alanlara yöneltirdiniz?

Harun Raşit Uysal: İlk önce tüm enerjimi üreticilerin kooperatifler şeklinde örgütlenmelerine verirdim. Bu anlamda ilçe bazlı kooperatifler kurdurtur ve tüm desteklemelerimi buna ayırırdım. Böylece bir yandan maliyetleri düşürülmüş üstelik de kaliteli ürünler elde ederken, diğer yandan da kırsalın gelişmesinde önemli rol oynayan feodal ilişkileri de dizayn etmiş olurdum. Ardından hem süt hem de et verimi yüksek olan sığır ırklarına yönelir bu arada mera alanlarını rehabilite eder ve küçükbaş hayvancılığı geliştirirdim. Ardından, küresel iklim değişikliğini göz önüne alarak, yenilenebilir enerjiye geçerdim. Ürün desenleri oluştururken, ülkenin ihracatındaki hedef ülkelerin tüketici isteklerini de göz önüne alırdım.

 

Türkiye’nin 2023 hedefi 40 milyar dolarlık tarımsal dış satım

 

Food Sektör: Mesleğe ve sektöre yıllarını vermiş biri olarak sizin gelecek kuşaklara, geleceğin gıda/tarım/hayvancılık sektörüne bırakmak istediğiniz ‘miras’ nedir? Bu konuyu hayal ettiğiniz zaman aklınıza neler geliyor?

Harun Raşit Uysal: Örneğin BM Başkanı olsaydım, açlığı sona erdirmek için ne gerekiyorsa yapardım. Bunun için Bizzat BM tarafından ifade edilen 40 milyar doları, silahlanma harcamalarından kısmak için ülkelerle görüşmeler yapardım. Bu herhalde insana en çok huzur verecek bir şey olurdu.

 

Türkiye’de yetkili bir yerde olsam, bir yasa çıkarır 2019 yılından itibaren desteklemeleri kooperatifler üzerinden ürününü pazarlayanlara vereceğimi, bu anlamda üreticilerin ilçe bazlı örgütlenmeleri için bir yılları olduğunu ilan eder, tarım ilçe müdürlüklerini de bu iş için görevlendirirdim.

 

Food Sektör: Sektörünüzün dünyadaki durumuna baktığınızda beğendiğiniz, imrendiğiniz, örnek almak istediğiniz gelişme, olay, model ya da örnekler var mı?

Harun Raşit Uysal: Hollanda örneğin. Yılda 80 milyar avro yaklaşık 90 milyar dolarlık tarımsal dış satımı bulunuyor. Türkiye’nin 2023 hedefi 40 milyar dolarlık tarımsal dış satım. Hollanda Türkiye’nin 2023 hedefini çoktan geçti.

 

“Hastalıklar ve beslenme arasında doğrudan bir ilişki bulunuyor”

 

Food Sektör: Küresel ısınma ve iklim değişikliği sektörünüzü nasıl etkiliyor ve bu gelecekte ne gibi sonuçlar doğurabilir? Gidişatı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Harun Raşit Uysal: Yukarıda da değindiğim gibi gelecekte tarımı en çok etkileyecek unsurların başında küresel iklim değişikliği geliyor. Türkiye sanayi tipi tarım ürünlerine yönelmek durumunda ve bunu yaparken de ürün desenini küresel iklim değişiklinin etkilerine göre belirleyebilir, belirlemelidir de. Bu yapılmazsa Türkiye gıda egemenliğini tamamen yitirmekle karşı karşıya kalacak.

 

Food Sektör: Gıda güvenliği son dönemin en önemli konularından… Bu konudaki gelecek öngörüleriniz nelerdir?

Harun Raşit Uysal: Hastalıklar ve beslenme arasında doğrudan bir ilişki bulunuyor. Dünyada 900 milyon insan aç iken, bazı insanlar bunu konuşmasının anlamsızlığı üzerine fikir yürütse de, sonuçta 7 milyar insan nasılsa gıda tüketiyor ve tüketilenlerin sağlıklı olması gerekiyor. Bu konu özellikle Türkiye için son derece önemli. Merdiven altı gıda üreten o kadar çok firma var ki. Nerede üretim yaptıkları, hangi katkıları kullandıkları belli değil. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kıt olan insan kaynağı ile bunları denetlemesi de imkansız.

 

Bir de asgari ücret ve diğer ücretlerin de genellikle düşük olması sebebiyle, insanların ucuz gıda tercih etmek durumunda kalması, hilebazları bu durumu değerlendirmeye doğru itiyor. Cezalar da caydırıcı değildir. Ödenen 14 bin lira ceza caydırıcı olmaktan uzaktır. Cezaların caydırıcı olması hapis ve sektörden men cezalarının getirilmesi gerekiyor. Bu yapılmazsa Türkiye sağlıksız gıdalar nedeniyle olan hastalıklarla daha çok uğraşmak durumunda kalacaktır.

-           

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Röportaj haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Firmanızı tanıtmak için hangi yolu izliyorsunuz?
Fuarlara katılıyorum
Dergi ve gazete reklamı veriyorum
İnternet reklamı veriyorum
TV reklamı veriyorum
Sadece broşür ve katalog dağıtıyorum
Pazarlama ekibim bana yetiyor
Marketlerde tanıtım yapıyorum
Sıcak satış yapıyorum
Markalaşmaya önem veriyorum
Food Sektör Dergisi 17. yıl
© Copyright 2013 Sidas Medya. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
Organizasyon
Makale
Turizm
Gıda
Fuar
Food Sektör